<:::::RESÜLE HASRET OLANLARIN SiTESi:::::>

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
İletişim

Taharet
Abdest Kuralları
Abdestin Alınısı
Namaz
Namaz Bilgileri
Dua ve Sureler
Zekat Bilgileri
Oruc Bilgileri
Hac Bilgileri
Kurban Bilgileri
İslam
İman Bilgileri
32 Farz
54 Farz
Teyemmüm Abdesti
Sünneti Seniyye
Melekler
Şeytanin Hileleri
ÖLÜM

ESMA'UL HUSNA
Allah'u Tealaya İman
ALLAH (c.c.)ün Sıfatları
ALLAH (c.c.)ün Kelamı


"O, yaratan, var eden, şekil veren Allah'tır. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun şanını yüceltmektedirler. O, galiptir, hikmet sahibidir.(Haşr-24)"

ALLAH
(Uluhiyete mahsus sıfatların hepsini kendinde toplayan İsm-i Azam)

RAHMÂN
(Bütün yaratılmışlar hakkında hayır ve merhameti tercih eden)

RAHÎM
(Çok merhamet eden, nimet veren)

MELİK
(Bütün kainatın tek sahibi ve mutlak hükümdarı)

KUDDÛS
(Hatadan, gafletten ve her eksiklikten münezzeh)

SELÂM
(Esenlik veren, kullarını selamete çıkaran)

MÜ'MİN
(Gönüllere iman ışığını veren, vaadine güvenilen)

MÜHEYMİN
(Kainatın bütün işlerini gözetip yöneten)

AZÎZ
(Yenilmeyen yegane galip)

CEBBÂR
(İradesini her durumda yürüten, dilediğini zorla yaptırmaya muktedir olan)

MÜTEKEBBİR
(Her şeyde büyüklüğünü gösteren)

HÂLIK
(Büyün mevcudatı takdirine uygun şekilde yaratan)

BÂRİ'
(Bir model olmaksızın canlıları yaratan)

MUSAVVİR
(Her şeye şekil ve özellik veren)

GAFFÂR
(Daima affeden, tekrarlanan günahları bağışlayan)

KAHHÂR
(Her şeye her istediğini yapacak şekilde galip ve hakim)

VEHHÂB
(Karşılık beklemeden bol bol veren)

REZZÂK
(Bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp veren)

FETTÂH
(Zorlukları kolaylaştıran ve iyilik kapılarını açan)

ALÎM
(Herşeyi çok iyi bilen)

KÂBID
(Rızkı tutan, canlıların ruhunu alan)

BÂSIT
(Rızkı genişleten, ruhları bedenlerine yayan)

HÂFID
(Alçaltan, zillete düşüren)

RÂFİ'
(Yukarı kaldıran, yükselten)

MUİZ
(Yücelten, izzet ve şeref veren)

MÜZİL
(Alçaltan, zillet veren)

SEMİ'
(Her şeyi işiten)

BASÎR
(Her şeyi gören)

HAKEM
(Son hükmü veren)

ADL
(Mutlak adalet sahibi, çok adaletli)

LATÎF
(Yaratılmışların ihtiyacını en ince noktasına kadar bilip, sezilmez yollarla karşılayan)

HABÎR
(Her şeyin iç yüzünden haberdar olan)

HALÎM
(Acele ile ve kızgınlıkla muamele etmeyen)

AZÎM
(Zatının ve sıfatlarının mahiyeti anlaşılamayacak kadar ulu)

GAFÛR
(Bütün günahları bağışlayan)

ŞEKÛR
(Az iyiliğe çok mükafat veren)

ALÎ
(İzzet, şeref ve hükümranlik bakımından en yüce, aşkın)

KEBÎR
(Zatının ve sıfatlarının mahiyeti anlaşılamayacak kadar ulu)

HAFÎZ
(Koruyup gözeten ve dengede tutan)

MUKÎT
(Bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratip veren, bilip gücü yeten ve koruyan)

HASÎB
(Kullarının her yaptığını bilen, onları hesaba çeken)

CELÎL
(Azamet sahibi)

KERÎM
(Lütuf ve keremi çok bol ve çok geniş)

RAKÎB
(Büyün varlığı gözetleyip, kontrol eden)

MÜCÎB
(Dualara karşılık veren)

VÂSİ'
(İlmi ve merhameti herşeyi kuşatan)

HAKÎM
(Bütün emirleri ve işleri hikmetli olan)

VEDÛD
(Kullarını çok seven, sevilmeye gerçekten layık olan)

MECÎD
(Şanı büyük ve yüksek)

BÂİS
(Ölümden sonra dirilten)

ŞEHÎD
(Bütün zamanlarda ve her yerde, hazır ve nazır)

HAK
(Varlığı hiç değişmeden duran)

VEKÎL
(Kendisine tevekkül edenlerin işlerini en iyi neticeye ulaştıran)

KAVÎ
(Gücü bizzat kendinden olan, kudretli)

METÎN
(Her şeye gücü yeten, güçlü)

VELÎ
(Sevdiği kullarının dostu)

HAMÎD
(Ancak kendisine hamdedilen, övülmeye layık)

MUHSÎ
(Her şeyi tek tek ve bütün ayrıntılarıyla bilen)

MÜBDİ'
(İlkin yaratan)

MUÎD
(Tekrar yaratan)

MUHYÎ
(Hayat veren)

MÜMÎT
(Ölümü yaratan)

HAY
(Ebedi hayatta diri)

KAYYÛM
(Her şeyin varlığı kendisine bağlı olup kainatı idare eden)

VÂCİD
(Dilediğini dilediği zaman bulan, müstağni)

MÂCİD
(Şanı büyük ve yüksek)

VÂHİD
(Sıfatlarında, özelliklerinde tek ve biricik olan)

SAMED
(Tüm ihtiyaçların, niyetlerin, övgülerin, yakarışların yöneldiği eşsiz kudret)

KÂDİR
(Her şeye gücü yeten, kudretli)

MUKTEDİR
(Kuvvet ve kudret sahipleri üzerinde istediği gibi tasarrufta bulunan)

MUKADDİM
(İstediğini öne alan)

MUAHHİR
(İstediğini geriye bırakan)

EVVEL
(Varlığının başlangıcı olmayan, ilk)

ÂHİR
(Varlığının sonu olmayan, son)

ZÂHİR
(Her şeyde tecelli eden. Tüm yarattıklarında, kendisinden görülebilir izler, işaretler bulunan)

BÂTIN
(Gözle görülemeyen, her şeyde kendinden bir güç bulunan)

VÂLÎ
(Kainata hakim olup onu yöneten)

MÜTEÂLÎ
(İzzet, seref ve hükümranlik bakimindan en yüce, aşkın)

BERR
(İyilik ve lütfu sonsuz olan)

TEVVÂB
(Kullarını tövbeye sevkeden ve tövbelerini kabul eden)

MÜNTAKİM
(Suçlulari adaletiyle cezalandıran)

AFÜV
(Hiçbir günah kalmayacak şekilde günahları affeden)

RAÛF
(Çok şefkatli, çok lütufkar)

MÂLİKÜ'L-MÜLK
(Mülkün ebedi sahibi)

ZÜ'L-CELÂLİ ve'l-İKRAM
(Azamet ve kerem sahibi)

MUKSİT
(Adaletle hükmeden)

CÂMİ'
(İstediğini, istediği zaman istediği yerde toplayan)

GANÎ
(Her şeyden müstağni, kendisi dışında her şey O'na muhtaç)

MUGNÎ
(İstediğine zenginlik verip, zengin eden)

MÂNİ'
(Dilemediği bir şeyin gerçeklesmesine müsaade etmeyen, kötü şeylere engel olan)

DÂRR
(Elem ve zarar verecek şeyleri yaratan)

NÂFİ'
(Hayır ve menfaat veren şeyleri yaratan)

NÛR
(Alemleri nurlandıran, istediği gönüllere ve zihinlere nur yağdıran)


HÂDÎ
(Hidayet veren, istediği kulunu muradına erdiren)

BEDÎ'
(Eşi ve örneği olmayan, sanatkarane şekilde yaratan)

BÂKÎ
(Varlığının sonu olmayan)

VÂRİS
(Varlığı devam eden, servetlerin gerçek sahibi)

REŞÎD
(Bütün işleri ezeli takdirine göre yürütüp, hikmet üzere sonuca ulaştıran)

SABÛR
(Çok sabırlı)


©TRNuke.net
ALLAH'ın (c.c) Güzel İsimleri

Hadisi Serifler
Kütüb-i Sitte
40 Hadis
Sahih-i Buhari´den Hadisler

Kur'ân-ı Kerim Dinle
Online Hatim Dinle
Ayetlerde Kuran'ın Fazileti
Kur'an Okuma Adabı
Diyanet Meali(Türkçe)
The Holy Quran(English)
Der Heilige Kuran(Deutsch)
Kuran-ı Kerim (Arapça)

Ramazan Bayram Mesajları
Kurban Bayram Mesajları
Kandil Mesajları


MESAJ YAZ


İlahiler
Filmler
Flaşlar
Klipler
Sohbetler
Ezgiler
Resimler
Güzel sözler-Resimli
Ezanlar
Animasyonlar
Kabeden Canli Yayin

Efendimizin Ahlakı
Efendimizin Gençliği
Efendimizin Şefkati
Efendimizin Mucizeleri
Efendimizin İsimleri
Efendimizin Cok Evleliliği
Efendimizin Irkı
Efendimizin Vefatı
Efendimiz`den Latifeler
[PEYGAMBERLERİMİZ]

Bismillahirrahmanirrahim Ey insanlar!Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha bulusamiyacagim.Insanlar!Bugünleriniz nasil mukaddes bir gün ise, bu aylariniz nasil mukaddes bir ay ise, bu sehriniz (Mekke) nasil mübarek bir sehir ise, canlariniz, malariniz, namuslariniz da öyle mukaddestir, her türlü tecavüzden korunmustur.Ashabim!Muhakkak Rabbinize kavusacaksiniz ve bugünkü her hal ve hareketinizden sorguya cekileceksiniz. Sakin benden sonra eski sapikliklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayiniz! Bu vasiyetimi, burada bulunanlar, bulunmayanlara ulastirsin. Olabilir ki, burada bulunan kimse bunlari daha iyi anlayan birisine ulastirmis olur.Ashabim!Kimin yaninda bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her cesidi kalidirilmistir. Allah böyle hükmetmistir. Ilk kaldirdigim faiz de Abdulmutallib'in oglu (amcam) Abbas'in faizidir. Lakin ana paraniz size aittir. Ne zulmediniz, ne de zulme ugrayiniz.Ashabim!Dikkat ediniz, Cahiliyeden kalma bütün adetler kaldirilmistir, ayagimin altindadir. Cahiliye devrinde gidilen kan davalari da tamamen kaldirilmistir. Kaldirdigim ilk kan davasi Abdulmuttalib'in torunu Iyas bin Rabia'nin kan davasidir.Ey insanlar!Muhakkak ki, seytan su topraginizda kendisine tapinmaktan tamamen ümidini kesmistir. Fakat siz bunun disinda ufak tefek islerinizde ona uyarsaniz, bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak icin bunlardan da sakininiz.Ey insanlar!Kadinlarin haklarini g?zetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanizi tavsiye ederim. Siz kadinlari, Allah'in emaneti olarak aldiniz ve onlarin namusunu kendinize Allah'in emriyle helal kildiniz. Sizin kadinlar üzerinde hakkiniz, kadinlarin da sizin üzerinizde hakki vardir. Sizin

Recep Ayı
Regaib Kandili
Mirac Kandili
Şaban Ayı
Berat Kandili
Ramazan Ayı
Kadir Gecesi
Ramazan Bayramı
Şevval Ayı
Kurban ve Kurban Bayramı
Muharrem Ayı ve Aşure Günü
Kutlu Doğum ve Mevlid Kandili

Mezheb Nedir
İtikadi Mezhebler
Fıkhi Mezhebler
Hanefi Mezhebi
Şafii Mezhebi

Çocuga Dini Sualler
Çocuklara İsimler
Elifba Ögreniyorum
Nasrettin Hoca

Abdülkadir Geylani(K.S) Şah-ı Nakşibend (K.S) Mevlana Celaleddin Rumi(K.S)
Ahmed-i Bedevi(K.S) AKŞEMSEDDİN(K.S) Allah Dostlarinin Sözleri Evliyâlar Serisi(MP3)

Evliyaların Hayatı

Adab-ı Muaseret
Selamlasma Adabı Saygı Adabı Kardeşlik Adabı
Komşu Adabı
Dogruluk Adabı
Yemek Adabı
Sir Tutma Adabı


16/11/2007 - Kudüs, Yahudi zulmünden kurtarılmadan İslâm dünyası özgür olamaz

Kategori: islam

Israil yok olacak

Kudüs, Yahudi zulmünden kurtarılmadan İslâm dünyası özgür olamaz

Israil yok olacak

Bütün İslâm dünyasından temsilcilerin katıldığı İstanbul’daki “Kudüs Buluşması”nda, “Kudüs özgür olana dek mücadeleye devam!” denildi. Buluşmada, “Tevhid inancının sembolü mübarek Kudüs işgal altında iken yeryüzündeki hiçbir Müslümanın huzur bulamayacağı” vurgulandı. Toplantıda konuşan Hıristiyan temsilcileri de, İslâm dünyasının parçası olan Kudüs’te siyonist zulüm bitmeden insanlığın özgürleşemeyeceğini kaydetti.

Kudüs Buluşması...
Uluslararası Kudüs Müessesesi öncülüğünde düzenlenen Uluslararası Kudüs Buluşması İstanbul’da başladı. Filistin’in işgal edilmiş bölgelerindeki İslâmî hareketin Lideri Raed Sallah, toplantıda yaptığı konuşmada İsrail’e seslenerek “Silah çekerek Kudüs’ü ne kadar işgal altında tutacaksınız? Bu bir gün bitecek ve siz yok olacaksınız!” dedi.

Müslümanların ortak sembolü
Lübnan Cemaati İslâmî Lideri Faysal Mevlevi ise, Kudüs’ün hem Müslümanlar hem de Hıristiyanlar için mukaddes bir mekan olduğunu vurguladı. “Yahudiler ise buranın kendilerinin olmasını istiyor” diyen Mevlevi, “Kudüs Müslümanların ortak davalarının sembolüdür. İsrail ordusu her geçen gün kendisini yeniliyor!” diye konuştu.

Evrensel mesele

Kudüs’ün evrensel bir mesele olduğunu belirten İngiliz İşçi Partisi Milletvekili George Galloway, Che Guevara’nın “Haysiyetsizlikle kim mücadele ederse benim yoldaşımdır” dediğini hatırlattı ve “Kudüs işgal altındadır ve İslâm devletleri bu işgali bildikleri halde nasıl işgalcilerle temas halindedir, anlayamıyorum” şeklinde konuştu.

“Ümidim bağımsız Filistin
Kudüs Ortadoğu Kilisesi’ni temsilen toplantıya katılan Abdullah Hanna, bağımsız bir Filistin devleti ümit ettiğini söyledi. Hanna, “Ben Kanuni’nin kurduğu surlardan, Kudüs’ten geliyorum. Halkımıza çağrı yapıyorum ve diyorum ki, birlik olun. Kudüs’ün Yahudileşmesi için nasıl propaganda yaparsanız yapın, bizden alamayacaksınız” dedi.

Mehmet Baydemir
“Uluslararası Kudüs Müessesesi’nin öncülüğünde, Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı (TGTV) ve İslâm Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği tarafından (IDSB) gerçekleştirilen buluşmanın açılış konuşmasını ev sahibi sıfatıyla Avukat Necati Ceylan yaptı.

Kudüs Eski Müftüsü Ikrime Sabri, Uluslararası Filistin Halkını Destekleme Komitesi Başkanı Ali Ekber Muhtesemi, Filistin Ortodoks Kilisesi sözcüsü Ataulah Hanna, Lübnan Cemati Islamiye Lideri Faysal Mevlevi, İşgal edilmiş bölgelerdeki Islami Hareketin Lideri Raid Sallah, Ingiliz muhalif parlamenter George Galloway, Lübnan Cematiye Islamiye’nin lideri Faysal Mevlevi, birer konuşma yaptı. Toplantıya, tüm İslam ülkelerinin temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.

TGTV Başkanı Necati Ceylan, ortak tecrübelerin paylaşılabileceğini belirterek, “Toplantıya İslam dünyasından bölgesel ve uluslarası gönüllüler geldi, Kudüs, vahye dayanan bütün dinlerin kutsal saydığı bir şehirdir. Kudüs tevhid inancının sembolü olmaktadır. Bu toplantı Kudüs halkı için bölge halkı için ortak bir düşünce oluşturucak ve tecrübeler burada paylaşılacak ayrıca, sivil toplum kuruluşlarını birleştirecek” dedi.

Tüm İslam ülkeleri temsilcilerinin söz aldığı oturumda, Lübnan Cemaati İslami lideri Faysal Mevlevi, Kudüs’ün hem Müslümanlar hem de Hıristiyanlar için mukaddes bir mekan olduğunu vurgulayarak, “Yahudiler buranın kendilerinin olmasını istiyorlar, Müslümanlar baskılara maruz kalıyor. Kudüs Müslümanların ortak davalarının sembolüdür. Bugün gündemde, olanların çözümü için İsraililerin kendilerine çeki düzen vermesi gerekir. Sınırsız bir devlet olmak istemeleri nasıl kabul edilebilir. İsrail ordusunu her geçen gün yeniliyor” diye konuştu.

Kudüs Ortodoks Kilisesi’ni temsilen toplantıya katılan Ataullah Hanna da, bağımsız bir Filistin devleti ümit ettiğini söyledi. Hanna, “Ben Kanuni’nin kurduğu surlardan Kudüs’ten geliyorum. Halkımıza çağrı yapıyorum ve diyorum ki birlik olun. Biz bir aileyiz. Kudüs’ün yahudileşmesi için nasıl propaganda yaparsanız yapın, Kudüs’ü bizden alamayacaksınız” dedi.

İngiliz İşçi Partisi Milletvekili George Galloway ise, Kudüs meselesinin evrensel olduğunu söyledi. Galloway, “Eğer Kudüs özgürleşirse bütün İslâm dünyasının özgürleşme yolu açılacaktır. Kudüs işgal altındadır ve İslam devletleri bu işgali bildikleri halde nasıl temas halinde olduklarını anlayamıyorum” şeklinde konuştu.

Toplantıya, Filistin’i temsilen katılan Raed Salah, “Kudüs ve Mescidi Aksa tüm Müslümanların problemidir. Hür ve şerefli yaşamamız ancak Kudüs’ü işgalden kurtarmamızla mümkün olacaktır. Buradan İsrail’e sesleniyorum; silah çekerek Kudüs’ü ne kadar işgal altında tutacaksanız tutun, bir gün bu bitecektir ve siz yok olacaksınız” açıklamasında bulundu. Salah, konuşmasının ardından ‘gazap ve kızgınlık için sizi ayağa davet ediyorum’ diyerek salondakileri ayağa kaldırdı.
İran temsilcisi Ali Ekber Muhteşemi de, “Ey Müslümanlar, ABD ve İsrail Müslüman ülkelerdeki farklılıkları körüklemektedir. Tekrar eski gücümüze kavuşmak için birleşmeliyiz. Bunu yapmanın tek yolu da peygamber efendimizin söylediklerine dönmektir” dedi.

Mısır eski Başbakanı Aziz Sıtkı, Kudüs davasının Müslümanların davası olduğunu belirterek, “Konuşmaya inanan biri değilim. Düşmanlarımızın işgal ettiği toprakları kurtarmak için onların yaptığı gibi güce güçle karşılık vermeliyiz” dedi. Müslümanların 1973 ile geçtiğimiz yıl Lübnan’da İsrail’e karşı zafer kazandığını vurgulayan Sıtkı, Kudüs’ün Siyonistlerin elinde olmasının tek sebebinin İslam dünyasının duyarsız kalmasından kaynaklandığını ifade etti.

 

kaynak:milli gazete

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/11/2007 - Hasan El Benna: Cihad Üzerine

Kategori: islam

Hasan El Benna: Cihad Üzerine

"Allah uğrunda hakkını vererek cihad ediniz. O sizi ideal ümmet olarak seçti. Din konusunda, sizin üze­rinizde (geliştirmenizi önleyecek) hiç bir zorluk (bas­kı) getirmedi. Atanız İbrahim'in milletinin (ilkele­rinin) aynısını (model alınız)."

Enes (r.a)'dan naklen Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyur­muştur:

"Allah yolunda bir sabah yahut bir akşam cihada çık­mak, bütün dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır." (Buhari, Müslim ve Tirmizi)

Ebu Hureyre (r.a)'dan naklen Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

"Allah kendi uğrunda cihada çıkanı güvencesi altına alır. Zira sadece benim uğrumda cihadı, bana gerçekten imanı ve benim resulümü kendi davranışlarıyla onaylaması o kulumu yola çıkarmıştır. Bu nedenle ya onu cennete koy­mak veya sabahleyin cihad niyetiyle çıktığı eve, elde et­tiği ecirle yahut ganimetle birlikte döndürmek benim üze­rime borçtur. Muhammed'in canı elinde olana andolsun ki, o kulun Allah yolunda konuştuğu hiç bir söz yok ki, kıyamet günü, o sözü konuştuğu günün yapısı gibi hu­zura gelmesin, rengi o günün kah renginde, kokusu o gü­nün misk-ü amber kokusundadır. Muhammed'in nefsi elinde olan Allah'a andolsun ki, eğer müslümanlara zor olmasaydı Allah yolunda sefere çıkan hareket timinden kimseyi geri bırakmazdım. Fakat kendimde yetenek bulamıyorum ki onları taşıyabileyim. O müslümanlar da hem kendilerinde yetenek bulamıyorlar, hem de benden vazgeçmeleri onlara ağır geliyor. Nefsim denetimi altın­da olan Allah'a yemin ederim ki Allah uğrunda savaşa katılsaydı/n da ölseydim, tekrar katılsaydım da ölseydim. Olmazsa tekrar savaşa katılsaydım da ölseydim; ne ka­dar çok isterim!" (Ebu Davud ve İbni Mâce dışındaki dört Sünen)

Yine ondan naklen Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurur:

"Yâ Resûlallah (s.a.v) Allah yolunda cihada hangi amel denk gelir? diye sordular. Resûlullah:

-Sizin gücünüz yetmez, buyurdu ve ekledi: -Allah yolunda cihad yapan kişinin dönmesine ka­dar, gündüzleri oruçlu ve geceleri ayakta olan, ayrıca Al­lah Teâlâ'nın âyetleri içine dalan kişidir. Mücahid ciha­dından dönünceye kadar ne orucundan ne de namazın­dan hiç ayrılmaz" (Ebu Davud dışında kalan beş hadis kitabı)

Ebu Said (r.a)'dan naklen Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurur:

"Şimdi beni dinler misiniz? Size en iyi insan en kötü in­san dengesini anlatayım?

En hayırlı insan atının sırtında, yahut devesinin sır­tında. Yahut ayakları üzerinde ölüm gelip çatıncaya ka­dar Allah yolunda sâlih amel işleyen adamdır. En kötü adam, Allah Teâlâ'nın kitabını okuyup üzerinde yaşa­ması gerekirken hiç bir şeyine zerre miktarı saygı gös­termeyen adamdır." (Nesâi)

Kuşkusuz Allah Tebâreke ve Teâlâ mü'minlere şöyle ses­leniyor:

"Ey inananlar! Sizi acı azaptan kurtaracak ticaretli işi size göstereyim mi? Allah'a ve Resulü'ne inanır, malla­rınız ve canlarınızla Allah yolunda savaşırsınız. Eğer bi­lirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Böylece O, sizin gü­nahlarınızı yarlığar. Sizi zemininden ırmaklar akan cen­netlere; Adn cennet indeki güzel meskenlere koyar. İşte en büyük kurtuluş budur. Seveceğiniz diğer bir kazanç daha var; İşte Allah yardımı ve Allah zaferidir. Mü'min­lere bunları müjdele." (Saff, 10-13)

Fakih kişiler kitaplarında, İslâm ülkesinin topraklan düş­man çizmesi ile çiğnendiği zaman cihadın farz-ı ayn olduğu­nu belgeleriyle belirtmişlerdir. El-Muğni yazarı şöyle diyor:

"Cihad şu üç pozisyonda belirlenir:

A) İki ordu karşı karşıya gelip iki birlik de karşılaştığı zaman orada bulunanın geri kaçması haram olur. Allah Teâ-lâ'nın şu fermanına göre savaş yerini alması onun için kesin­leşmiş olur:

"Ey iman edenler! Bir düşman topluluğuyla karşılaştığı­nız zaman kararlılık gösterin ve Allah'ın adını çok anın ki kurtulabilesiniz." (Enfâl, 45)

Ayrıca:

"Direnç gösteriniz. Zira Allah direnenlerle beraberdir." (Enfâl, 46)

Diğer bir âyet-i kerimede:

"Ey mü'minler! Toplu halde kâfilerle karşılaştığınız zaman onlara arkanızı dönmeyin. Tekrar savaşmak için kaçar gibi bir tarafa çekilmek veya diğer başka bir birli­ğe katılıp savaşmak amacıyla olan dışında kim öyle bir günde onlara arka çevirirse muhakkak ki o, Allah'ın ga­zabı içinde yerini alır. Zaten onun yeri cehennemdir." (Enfâl, 15-16)

B) Kâfir orduları herhangi bir şehre girip konakladıkla­rında müslümanın savaşmaya hazır olması ve onları geri püs­kürtmesi farz olmuş olur.

C) Yönetici imam, bir kavmini savaşa çağırırsa her gücü yetenin o imama katılmaları zorunludur. Zira, Allah Teâlâ, şöyle buyuruyor:

"Ey iman edenler! Size ne oldu ki: Allah yolunda sava­şa çıkın!' denildiği zaman yere çakılıp kalıyorsunuz?" (Tevbe, 38)

Resûlullah (s.a.v) de şöyle buyuruyor;

"- Savaşa katılmanız istendiği zaman hemen katılınız."

Bütün İslâm fıkhı kitaplarında, mezheplerin ufak-tefek ayrılıklarına rağmen sonuç hepsinde aynıdır.

İlk müslümanlar bu gerçekleri çok iyi kavramışlardır. On­lar ya ibadet ediyor, ya ticaretle uğraşıyor veyahut savaşçı olu­yordu. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Şüphesiz senin, gecenin üçte ikisine yakın bölümünü, bazan yarısını, bazan da üçte birini yatmadan geçirdiği­ni ve beraberinde bulunan topluluğun da böyle olduğu­nu Rab bin belgeleriyle biliyor. Gece-gündüzü dengeye koyan ancak Allah'tır. O sizin, bunu sayamayacağınızı (fazlasını yapamayacağınızı) bildiği için sizi bağışladı. Ar­tık siz, kolay olan bölümü uygulamaya koyunuz. Allah Teâlâ bilir ki içinizden hastalananlar olacak,  diğer

kısmınız Allah'ın takdir buyurduğu rızkı aramak ama­cıyla yeryüzünde yol tepecekler. Başka bir bölümünüz de Allah yolunda çarpışacaklardır. Artık siz, kolayınıza gelen mesleği uygulayınız. Namazınızı dosdoğru kılın, zekâtınızı verin, en güzel bir borçlandırmayla Allah (kullarına (kredi) veriniz; harcayınız." (Müzemmil, 20)

İyi dinleyiniz; bugün İslâm'ın yaşandığı ülkeler ve şehir­ler müslümanların yakından tanıdığı ve tam bir kavrayışla kav­radığı şu düzeydedir: İslâm karapara ticareti yapanların ve kirli işlerle uğraşan maceracıların ellerinde parsellenmiş talan mal­ları durumundadır. Öyleyse böyle kişilere savaş açmak şu anda en muhkem bir görev ve üst düzeyde zorunluluktur.

Müslü­man ülke krallarına veya cumhurbaşkanlarına halkı bu yön­de sevk ve idare etmeleri, savaşı başlatmaları ve halkı topyekün savaşa çağırmaları da onlara farzı ayındır. Bu yolla hem dünyada üstün başarı, onurluluk ve destek görmek ayrıca­lıkları onların olduğu gibi, âhirette de ödüllendiriliş ve cen­net onların hakkıdır. Şöyle ki:

"Her kim onu işittikten ve kabullendikten sonra değiş­tirirse, günahı yalnızca onu değiştirenleredir. Şüphesiz Al­lah sonsuz işiten ve sonsuz bilgi sahibidir." (Bakara, 181)

En büyük Allah! Hamd yalnız O'nadır.

Hasan El Benna

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:12
| Sonraki Sayfa
TOPLIST

http://www.tavaf.com/toplist/